2010 TÜBİTAK DOĞA EĞİTİMİ VE ÇEVRE BİLİNCİ PROJESİ

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜBİTAK’ın,  doğa eğitimi ve çevre bilinci yaratma çalışmaları devam ediyor.

TÜBİTAK tarafından 25 Temmuz -3 Ağustos tarihleri arasında Çanakkale’de düzenlenen doğa eğitimi projesine, Samandağ’ın Mağaracık Beldesi’nden katılan, sosyal bilgiler öğretmeni Eser PAŞA izlenimlerini bizimle paylaştı.

Asi’nin Sesi:  TÜBİTAK’ın,  doğa eğitimi ve çevre bilinci projesine katılmak nereden aklınıza geldi? Sizi buna yönelten sebepler neydi?

Eser PAŞA: Her zaman için bilime ve doğaya karşı ilgim olmuştur . TÜBİTAK bilim toplum dairesi desteğiyle bir yılda gerçekleşen bilim kampları ve doğa eğitimi içeren yaklaşık 50 projeden 20 kadarı, doğa eğitimi üzerine olduğu haberini okuduktan sonra doğa eğitimi projelerini araştırdım. Türkiye’nin değişik yerlerinde gerçekleşen doğa eğitimi projelerinden Çanakkale ile ilgili projeyi seçtim. Projelere herkes katılabilir. Elektronik ortamda bize sorulan doğa ile ilgili  birkaç soruyu cevapladıktan sonra projeye kabul edilmeyi bekledim. Birkaç gün sonra projeye  kabul edildiğime dair haberi alınca karışık duygular içindeydim. Sevinci ve endişeyi birlikte yaşadım . Endişem bu kadar kısa zamanda farklı şehirlerden gelen katılımcılarla kaynaşmakta zorlanabileceğim düşüncesinden kaynaklanıyordu. Ama tüm endişem,  proje başında 40 dakikalık bir kaynaşma etkinliğiyle son buldu. Bu etkinlik dramaydı ve sanki sihirli bir el herkese dokunmuş ve herkesin 40 yıllık bir dost gibi olmasını sağlamıştı. 10 günlük bir süreçte eğitimciler doğayı ve doğaya ait kavramları didik didik ediyorlar. Doğa eğitimiyle birlikte vatanın sadece topraktan ibaret olmadığı, üzerindeki tüm canlı ve cansızların da vatanın bir parçası olduğu anlayışı, vatanı koruma bilincine yeni boyutlar ekliyor.  Bitkisi, hayvanı, taşı, toprağı, ovası, dağı, yaylası, denizi ve tarihi kalıntılarıyla düşünülünce vatan kelimesinin anlamı daha iyi şekilleniyor beynimizde.

 

Asi’nin Sesi: Geziniz nasıl geçti? Bu gezide neler öğrendiniz?

Eser PAŞA: 10 günlük süre içerisinde Çanakkale’de düzenlenen doğa eğitimi çok verimli geçti. Doğa dilini doğada öğrendik ve projede anlatılan çoğu konu Samandağ’ı ilgilendiriyordu. Bazı eğitmenler sık sık Samandağ’dan örnekler veriyordu.

Asi’nin Sesi: Eğitmenler dediniz, Bu eğitmenler kimlerden oluşuyordu? Eğitim ne şekilde veriliyordu?

Eser PAŞA: Proje kapsamında Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi’nden öğretim elemanları doğayla ilgili farklı alanlarda bilgi verdi. Dersle hem teorik hem de doğada uygulamalı olarak verildi.

Asi’nin Sesi: Bu eğitim esnasında ilginizi en çok çeken konu hangisiydi?

Eser PAŞA: Elektromanyetik alanla ilgili anlatılanlar çok ilgimi çekmişti.

Asi’nin Sesi : Elektromanyetik alanla (EMA) ilgili anlatılanları ve uygulamaları kısaca bize   özetler misiniz?

Eser PAŞA: Fen ve teknolojinin   gelişimiyle birlikte, insanoğlunun bilimsel araştırma ve gelişmeye yönelik  çalışmaları , bir yandan modern ve daha refah içinde bir yaşam  üretirken diğer yandan, yaşam kalitesini zorlayan çevre  kirliliği aynı oranda artırmaktadır. Özellikle 19. yüzyılda elektriğin keşfi ile yeni bir yaşam boyutu açılmış ve bunu izleyen teknolojik yenilikler çoğalmıştır. Fakat bu bilgi ve teknolojik gelişimin olumlu yönü yaşamı kolaylaştırırken, olumsuz yönü ile yaşam kalitesini bozan unsurları da içermesidir. Bunlardan biri elektrosmog olarak nitelendirilen elektromanyetik alan kirliliğidir. Elektromanyetik kirlilik, yaşadığımız alanlarda bulunan elektrik akımı taşıyan kablolar, radyo frekans dalgaları yayan radyo ve televizyon vericileri, cep telefonu, baz istasyonları, yüksek gerilim hatları, trafolar, mikrodalga yayan ev aletleri vb.nin yarattığı, insanın ve diğer canlıların üzerinde bozucu etkiler yaratan “elektromanyetik alanlar” dır.

Asi’nin Sesi: Ev aletleri dediniz, bunlar hangileri bunları açar mısınız?

Eser PAŞA: Tabi ki, elektrikli ev aletlerinin yaydıkları elektromanyetik alan değerlerine baktığımızda ilk sırayı, saç kurutma makinesi, bilgisayar, televizyon gibi günlük yaşamda sıklıkla kullandığımız aletler almaktadır. EMA ‘ın günlük hayatımızdaki etkilerine baktığımızda , evdeki yada iş yerlerindeki  bilgisayarın fm dalga radyo yayınlarını bozması, elektrik süpürgesinin tv’lerde karlanmaya neden olması, floresan lambalar yandığında bilgisayar ekranının kırpışması, cep telefonları ya da bilgisayarların , araçların ABS fren sistemini kilitlemesi vb. etkiler sayılabilir.

 Asi’nin Sesi: Elektromanyetik alanları canlılar üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?

Eser PAŞA: Elektromanyetik alanlar(EMA), dokular üzerinde yüzey başına watt birimiyle ifade edilen güç yoğunluğunun canlı vücudunda soğurulması (yutulması) sonucu artan moleküler hareket ve sürtünme sonucu doku ısınmasına yol açarak  hasar oluşumuna neden olurlar. Yine yapılan birçok çalışma EMA’ın canlılar üzerinde etkisinin olduğunu göstermektedir.

Yapılan epidemiyolojik çalışmalar sonucu yüksek gerilim hatları ve elektrikli aletlerin insanlarda kanser riskini, alzheimer görülme sıklığını artırdığı gösterilmiştir.

Asi’nin Sesi: Son yıllarda bir çevre kirliliği olarak bilinen EMA’dan korunmak için neler yapmalıyız bu konuda size neler anlatıldı?

Eser PAŞA: Bir çevre kirliliği olarak bilinen EMA dan korunmak için önerileri şu şekilde sıralayabiliriz;

Elektrikli aletleri kendinizden mümkün olduğunca uzakta çalıştırın. Elektromanyetik etki mesafe ile hızla azalacaktır.

Kullanmadığınız aletleri ya kapalı tutun ya da fişten çıkarın. ‘Stand by’ konumunda kaldığı sürece elektromanyetik kirlilik yaratacaktır

Yatak odasında tv, bilgisayar ve elektrikle çalışan radyo bulundurmamak. Özellikle uyurken cep telefonlarını baş hizasından uzağa koymak

Cep telefonunu kullanmadığınız sürece kapalı tutmak ve gerekmedikçe cep telefonlarını kullanmamak. Üzerinizde cep telefonunu açıkken bulundurmamak (kalp üstünde, bel ve göğüste bulundurmamak). SAR < 0.1 W/kg olan cep telefonları tercih edilmelidir.

Yatak odasında başucunuzdaki duvara komşunuzda bir elektronik aletin bitişik durmamasını sağlamaya çalışmak.

Laptop bilgisayarlar (lcd ekran) şarjlı kullanıldığında düşük EM alana sahiptir

Mikrodalga fırın çalışırken en az 1 m’den uzakta durun. Gerekmedikçe kullanılmamalıdır.

Fotokopi makinelerinden en az 50 cm uzakta durulmalıdır

Tv ekranlarından (ön ve arkasından) en az 2 m uzakta bulunulmalıdır

Saç kurutma makinesi,  tıraş makinesi çok sık kullanılmamalıdır, Çamaşır, bulaşık vs. makineleri çalışırken yakınında bulunmamak. Cep telefonu baz istasyonlarının evlerinizin çatısına ve okullara veya yakın çevrenize takılmasına izin verilmemelidir. Anten yeri, çalışma frekansı ve çıkış gücüne göre hesaplanacak güvenlik mesafesi içinde insanların istem dışı ve sürekli maruz kalmayacağı şekilde seçilmelidir.

Asi’nin Sesi: Bulunduğumuz ortamdaki EMA miktarını nasıl tespit ederiz? Bu konuda kursa katılan öğrencilere bilgi verildi mi?

Eser PAŞA: Bulunduğumuz ortamın EMA miktarını Gaussmetre  adı verilen aletlerle ölçerek ne kadarlık EMA miktarına maruz kaldığımızı belirleyebilir ona göre önlem alınabilir.

Asi’nin sesi: TÜBİTAK’ın düzenlemiş olduğu “Doğa Eğitimi ve Çevre Bilinci” gezisinde sık sık Samandağ’ı ilgilendiren konulardan örnekler verildiğinden bahsetmiştiniz. Bu konular hangileri bizimle paylaşır mısınız?

Eser PAŞA: Son yıllarda  kullanımı artan  yenilenebilir enerji kaynağı olarak  kullanılan rüzgar  enerji tribünleri. Hatay’ın Samandağ ilçesinde kurulması planlanan rüzgar enerji santralleri (RES) üzerinde de durularak, bu alanların deniz kaplumbağalarının  yuvalama ve yumurtlama  kumsallarına gerek kumul alanda gerekse deniz içindeki kıyısal alanda kurulması  bu santrallerin  gerekli önlemler alınmadığı takdirde deniz kaplumbağalarına zarar verebileceği üzerinde duruldu.

Asi’nin sesi: Deniz kaplumbağalarının Samandağ’a ne katkısı olabilir? Samandağlılar ne yapmalı bu konuda?

Eser PAŞA:  Bu bağlamda, proje kapsamında Samandağ’a değinen başka bir eğitmen , deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanı olarak Samandağ’ın tüm Akdeniz’de önemli bir yere sahip olduğunu ,  deniz kaplumbağalarını araştırma, koruma ve rehabilitasyon merkezinin Samandağ’da kurulması için çalışmalar yapıldığını bu durumun hem deniz kaplumbağalarının korunması adına hem de Samandağ ilçesinin dünyada tanınmasını sağlayacağını belirtti.

Samandağlılar’ın bu konuda duyarlı olduğunu ancak balıkçıların ağına takılan deniz kaplumbağalarının bazen zarar gördüğünü, onun için balıkçıların daha dikkatli olup kaplumbağalara zarar vermeden denize salmaları gerektiğini belirtti.

Asi’nin Sesi: Rüzgâr enerji santralleri (RES) kaplumbağaları nasıl etkileyebilir?

Eser PAŞA: Yerin doğal manyetik alanına göre yollarını bulan deniz kaplumbağaların göç yollarını bulmada sıkıntı çekebilecekler.

Asi’nin Sesi: Kaplumbağaların yollarını şaşırmasına etki edebilecek başka unsurlar var mı bununla ilgili seminerlerde bahsedildi mi size?

Eser PAŞA: Bu tehlike sadece rüzgâr tribünlerinden kaynaklanmayacağını ancak rüzgar enerjisi türbinlerinde üretilen elektriğin nakli esnasında kabloların etrafında oluşan elektromanyetik alanın, yerin doğal manyetik alanını etkilemesi nedeniyle, dolayısıyla tüm Akdeniz’deki en önemli yuvalama alanını kaybetmeleriyle neslinin tehlikeye gireceğini belirtildi.

Santrallerde üretilen elektriğin naklini yapan kablolardan yayılan elektromanyetik alanın çevrede bulunan diğer canlıları da etkileyebileceği tartışıldı.

Asi’nin sesi: Katıldığınız doğa eğitimi ve çevre bilinci eğitimi esnasında RES’lerin doğa’ya zarar verdiklerine dair herhangi bir inceleme yaptınız mı?

Eser PAŞA: Proje ekibi olarak EMA hakkında teorik olarak konuşulan konuların uygulamalarından biri, Çanakkale’ye bağlı Bozcaada’daki RES’den elektrik naklinin yapıldığı toprak altına gömülü hatların  etrafında yaptığımız   EMA ölçerler ile yapılan ölçümlerde elektromanyetik alanın yüksek olduğu    gözlendi. Bu gözlemler gerekli önlemler alınmadığı takdirde EMA’nın canlıları olumsuz yönde etkileyebileceğini doğrular gibiydi.

EMA’ nın en çok çocuklar üzerinde etkili olduğu özellikle vurgulandı. Çocukların yetişkinlere göre kafataslarının ince ve hücre bölünmelerinin fazla olduğunu belirtilerek çocukların EMA alanlarından uzak tutulması gerektiği belirtildi.

Asi’nin Sesi: Rüzgar enerjisi santralleriyle (RES) ilgili alınması gereken önlemler nelerdir?

Eser PAŞA: EMA ‘ın yarattığı  çevre kirliliği ile  alınması gereken tedbirlerin son maddesi kapsamında rüzgar enerjisi santrallerinin   kurulum yerleri özenle seçilmelidir.Rüzgar tribünlerinin yer seçimi ,  özellikle  yer altı elektrik   donanımının EMA hesaplamaları ve ölçümleri   yapılarak  güvenlik mesafesi içinde çevredeki tüm canlıların istem dışı ve sürekli  maruz kalmayacağı şekilde planlanmaları yapılmalıdır..

Asi’nin Sesi: TÜBİTAK’ın bu eğitim projeleri devam ediyor mu? Bu projelere kimler ve nasıl katılabilir?

Eser PAŞA: Evet devam ediyor ve kesinlikle son derece faydalı hayatımda geçirdiğim en güzel günlerdi  diyebilirim .  Tübitak ‘ın her yıl Türkiye’nin farklı şehirlerinde 20’ye yakın doğa eğitimi projesi oluyor ve projelere bir kez katılma hakkınız var genelde projeler Temmuz ve Ağustos aylarında oluyor . Tübitak sayfasında elektronik formu doldurmanız yeterli ve herkes katılabilir ve Tübitak yol ücreti hariç tüm masrafları karşılıyor. TÜBİTAK’ın bizlerden istediği tek şey öğrendiklerimizi hayata kullanabilmek ve yayabilmek.

Asi’nin Sesi: Okuyucularımıza TÜBİTAK’ın doğa eğitimi ve çevre bilinci projesi hakkında söylemek istediğiniz var mı?

Eser PAŞA: Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından düzenlenen doğa eğitimi projesinin çok kapsamlı olduğunu ve bu projeden sonra doğadaki ister bitki ister hayvan olsun en küçük canlının bile ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu ve bu canlıların nesli tükenmesi durumunda son derece olumsuz sonuçların doğurabileceğini gördüğünü vurgulamak isterim.

Proje kapsamında Yrd. Doç. Dr. Akın ALTEN’in evsel ve organik atıklardan kompost üretim sunusu ve bu sunu çok önemli, Prof. Dr. Varol TOK’ un omurgalı hayvanların özellikleri ve zehirli yılanların özellikleri ve alınacak tedbirler sunusu, Prof. Dr. Erdinç YİĞİTBAŞ’ ın Doğadaki jeolojik yapı ve tarihi sunusu, Dr. Ersin KARABACAK’ ın Türkiye’deki endemik bitkiler ve önemi sunusu,  Doç. Dr. Şükran YALCIN ÖZDİLEK’İN akarsu ekolojisi özellikleri ve önemi sunusu ve Samandağ deniz kaplumbağları belgeseli, doç. dr İsmet UYSAL’ın Etnobotanik sunusu, Uzman Burak POLAT’ın doğayı korumada biyolojik mücadelede böceklerin rolü sunusu, Yrd. Doç. Dr Sevil YALCIN’ın doğada olan ve insan eliyle yaratılan elektromanyetik alanın, Prof. Dr. Murat TÜRKEŞ’in iklim ve iklim değişikleri  sunulardan ve yardımcı Doçent Ahmet ESENKAYA’dan Çanakkale savaşlarını dinlerken kendinizi savaşın içinde hissediyorsunuz aynı zamanda Doç. Dr  Rüstem ARSLAN’dan Truva antik kentini ayrıntılı anlatması sayesinde bilgi sahibi olduklarını tüm hocalarımıza  ve bu konuda projeye destek veren TÜBİTAK’a sonsuz teşekkür ederim

Asi’nin sesi: Bize ayırdığınız değerli zamanınız ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz.

Eser PAŞA: Rica ederim. Benim için büyük bir zevkti. Ben de size teşekkür ediyorum ve başarılı çalışmalarınızın devamını diliyorum.

Benzer Gönderiler

bir yorum bırakın