FİDANLI; Kaderini Değiştiren Köy

Ali ÇAPAR

 

Neden her insan kendi memleketini dünyanın en güzel yeri sanır? Cevap basit: Çünkü orası kendi memleketidir de ondan. Yoksa dağ, taş, su, ağaç dünyanın her yerinde var. Var, var ama nüfusu yalnızca 1040 olan ve yılda 7 milyonun üzerinde ağaç yetiştiren kaç tane köy biliyorsunuz? Ben bir tane biliyorum. Adı; Fidanlı Köyü. Benim köyüm. Adından dolayı fidan üretmiyor bu köy, aksine, fidanıyla ünlendiği için bu ad ona uygun bulundu. 1992 yılına kadar Uzunbağ’ın üst mahallesiydi sonra ayrıldı; Uzunbağ belde oldu, Fidanlı’ysa köy kaldı. İyi ki öyle kaldı. Burası benim köyüm, adı, tarihi ve görüntüsüyle yepyeni bir köy. Halk tarafından imece usulü yapılan parkeli yolları, yeni binaları, okul binası ve çevresi, sağlık ocağı, yemyeşil arazileri izleyende ayrıcalık duygusu uyandırır. Aslında köyün ayrıcalığı, çalışkan ve azimli insanıdır. Köyün, Samandağ ve Antakya’ya uzaklığı neredeyse aynıdır; (Yaklaşık 15 km ) Uzunbağ Beldesinin içinden veya Yaylıca yolunda köye giriş yapılabilir. Yaylıca dolmuşlarının düzenli servisleri ulaşımı kolay kılmaktadır. Dünyanın en güzel yeri mi bilmem ama Fidanlı’nın çok güzel olduğu tartışma götürmez.

 

Güneyinde Uzunbağ Beldesi, batısında Eriklikuyu Köyü, kuzeyinde Yaylıca ve doğusunda Tomruksuyu Beldeleriyle çevrili dar alandaki arazi üstüne kurulu. Bu arazinin tamamına yakını tarıma açılmış durumda ve işleniyor. Köyün batısına paralel akan Büyük Karaçay bu arazilerin can damarıdır. Bu yıl yenilenen su kanalı köyün ortasından geçip Uzunbağ Beldesi’ne kadar akıyor. Yükseklerdeki arazilerin sulamasıysa, su pompalarıyla sağlanıyor. 2009 yılına kadar buraları yine Büyük Karaçay’dan çelik borularla getirtilen suyla sulanıyordu ancak baraj çalışmaları sırasında bu borular tahrip edildi. 2012 yılında bitirilmesi planlanan barajın inşası halen sürüyor. Arazinin eğimi ve sertliğinden dolayı faaliyetler ağır ilerlediğinden, barajın tamamlanmasının verili tarihe yetişmesi mümkün görünmüyor. Barajdan sulama, içme suyu ve elektrik üretimi amaçlanıyor. Civar köylerden, en fazla Yaylıca’dan, tutulan işçilerin maaşlarının ödenmemesi de çalışmaları yavaşlatan bir başka unsur. Baraj için açılan yollar, setin yapılacağı alan ve su altında kalacak olan bölgelerdeki binlerce ağaç bu baraja kurban ediliyor. Kiminin yaşları bir asrı bulan güzelim çam ağaçları, orman işletmelerinde tomruk olarak dizilmeğe başlandı bile.

Musa Dağı’nın bereketli yağmurlarıyla beslenen Büyük Karaçay taşkınlarıyla ünlüdür. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarının başlarında inen şiddetli sağanaklar nehri coşturur ve çevresinde maddi hasarlara neden olur. Suların durulmasıyla birlikte izinsiz balık avı başlar. Zemini taşlık olan nehre, Asi’den akın akın balık dolar. Bu balıkların çoğu belli bir iriliğe ulaşmadan, öyle veya böyle avlanırlar. Serpme balıkçılığı en yaygın avlanma biçimi fakat balıkların asıl düşmanı; ilaç, zirai gübre ve elektrik ( jeneratör) le yapılan “avlanmalardır”. Belki avlanma değil de balık katliamı demek daha doğru olur. Bu katliam yıllarca göz göre göre yapılıyor ve dur diyen yok.

Fidanlı Köyü’nde fidan üretimi 40 yıldır gelişerek ve artarak devam etmekte. Beş on bin gibi küçük sayıda turunç fidanı üretimiyle başladı bu uğraş. 70’li yıllara denk gelen başlangıç döneminde fidan ekimi yapan çiftçi sayısı azdı, üretilen fidanların pazarı da Samandağ ve çevresiyle sınırlıydı. Artan talep üzerine, turunçlar farklı narenciye türlerine aşılanmaya başlandı ve aşılı fidan üretimine geçildi. Büyük Karaçay nehrinin oluşturduğu dar ve kumlu, çakıllı, alüvyon vadide yapılan ilk fidan üretimi giderek köyün her yönüne yayılmaya başladı. O zaman Uzunbağ Köyü’nün üst mahallesi olan bu bölgenin fidanının ünü Hatay’ı aştı. Erzin, Dörtyol, Mersin ve Adana’ya satılmaya başlandı. Artan talep ,gelişen tecrübeyle birleşince farklı fidan türlerinin üretimine başlandı. Artık narenciyenin yanı sıra; selvi, hurma, mazı, erik, şeftali, kayısı gibi çeşitli fidanlar köyün arazisini kaplamaya başladı. Son on yıldır el atılan zeytin fidanı, narenciyenin de önüne geçerek en fazla üretilen ürün kalemi oldu. Hurma fidanı yetiştiriciliği de hatırı sayılır sayılara ulaşmış durumda. Narenciye fidanının pazarı Akdeniz ve Ege bölgeleriyle sınırlı ama zeytin ve hurmaların pazarı neredeyse ülkenin tamamına yayılmış durumda.  Şu an itibariyle köyün yıllık fidan rekoltesi 7 milyonun üzerindedir. Nüfusu binin biraz üstünde olan Fidanlı halkının bu yükün altından tek başına kalkması doğal olarak mümkün değildi. Bu nedenle mevsimsel, gündelikçi ve ortakçı işçi alımı yoluyla bu sorun da çözüme kavuşturuldu. Bu başarıyı Fidanlı halkı, devletten hiçbir yardım almadan, gerçekleştiriyor. Gübre, ilaç ve diğer bütün gereksinimler piyasa fiyatlarıyla satın alınıyor.

Fidan üretimi çok zahmetli, hassas ve aynı zamanda çok masraflı bir uğraş. Bu zorlu sürecin ilk aşaması, narenciyede, kışın turunç tohumu seçimiyle başlar. Ardından bu tohumların ekileceği seralar hazırlanır. Haziran ayına gelindiğinde seranın içindeki turunç fidesinin boyu bir karışı aşmış duruma gelir. Buradan alınan fideler, içine toprak doldurulmuş ve damlama sistemi su borularının altına özenle dizilmiş torbaların içine dikilmeğe başlar. İyi bir bakımla Eylül ayının ortalarına doğru fideler aşıya hazır fidan durumuna gelirler. Usta aşıcıların elinden geçerek farklı farklı narenciye türelerine aşılanırlar. Bu türler içinde; limon, mandalina çeşitleri( rize, oküdsü, dubeyşi, nova …) greyfurt,  gibi pek çok tür yer almakta. Ertesi yılın Mart ayına kadar kış uykusuna yatan aşılar, üstlerinin kesilmesiyle birlikte patlayıp filizlenmeğe başlar ve bu süreç fidan sökümünün başlangıcına, Ekim ayına kadar devam eder.

Yukarda belirtildiği gibi, fidan üretimi çok zorlu bir uğraştır. Her şeyden önce aralıksız bakım ister. Sulama, ilaçlama, gübreleme, otların temizlenmesi, her bir fidanın dibine toprağa saplanmış kamışa o fidanın, boy attıkça, tekrar tekrar bağlanması vs. bu sürecin Mart’tan Ekim’e kadar sürmesi, bu işin ne kadar zor ve masraflı olduğunu yeterince açıklıyor sanırım.

Günümüzde Fidanlı Köyü’nde fidan yetiştirmeyen bir aile kalmamıştır; bu uğraş, istisnasız bütün köyü bulaşıcı hastalık gibi sarmış durumdadır (kimsenin şikayetçi olmadığı bir hastalık). Fidan, Fidanlılının işi, uğraşı, geliri, sohbeti ve hayatının ayrılmaz bir parçasıdır artık.

 

Benzer Gönderiler

bir yorum bırakın