Hakk’ın ve Halkın Hizmetine Adanmış Bir Yaşam: Şeyh Muhammed Tevfik Özezen (Ramadan)

Tevfik Usluoğlu –

Aslanlar kendi tarihçilerine sahip oluncaya kadar, avcılık öyküleri her zaman avcıyı yücelteceklerdir.

Afrika Atasözü

Bir toplumun ruhunun yeniden ayağa kalması kendini dışa vurma, itiraz etme ve kendini yeniden keşfetme gerçeğine gelmesi ile ilgilidir. Bunun gerçekleşe bilmesi için,  bir toplumun saklı tarihini, kahramanlık, azim, sebat, irade ve zorbalığa karşı bir direniş tarihi olan atalarının tarihini sunmaktan geçer. Tarihten bu sayfaların soylu, özgür ve yüce ruhun ikinci kez hareketlenmesi gücünü toplayarak yeniden uçmaya başlayan yaralı kuşun silkinişiyle silkinmesi kaçınılmaz olacaktır. İşte Muhammed Emin Galip Et-Tavil’den ödünç aldığımız bu sözler çok şeyi özetliyor.

Başı dik, vicdanı rahat, Ehlibeyt’e  yapılanlara üzgün ve acılı ama bir o kadar cesur ve dava insanını buradan anlatmaya çalışacağım:

Suriye’nin Hama kenti Masyaf Kazasının Zaviye Köyünde doğan ve Adana’ya 1920 de gelen, bugün mezar ziyaretgâhı Adana İsmailiye köyünde bulunan, toplumda da dini otoritesi ve Alevi din bilgini sıfatı ile seçkin bir sima olan Halil Ramadan (Özezen)’in oğludur.

1936’da Adana Akkapı (  El -Evbetül Kebire- Büyük Oba) mahallesinde doğdu. 1953 ten beri şiir makale ve kitaplarıyla topluma yön vermeye çalışan, fıkıh, tarih, dil ve dini bilgisiyle bir Hüseyn’i ruh:  Mehmet Tevfik Ramadan…   1959’da  Vatan Gazetesinde,  Muaviye ile ilgili tartışmalar yürütmüş, ilk kitabı “Tarihi Hakikatler” yayınladı. Seksenli yıllarda,  Hürsöz gazetesinde “Söz ve Mantık” adlı köşesinde makaleleri yayınlanmıştır. Bunların ardından 1992’de, “Basında Diyanet Olayı ve Alevilik”, 1998’de “EhliBeyt’e Göre Adem’den Günümüze Kadar Cenaze Namazı Olayı ve Tarihçesi” , 2007’de “Hz. Muaviye (!) Aldatmacası ve Emeviler” kitabı yayınlandı.

1965-1980 yılları arasında Türkiye- Libya Dostluk ve Kardeşlik Derneği’nde Arapça dil ve gramer dersleri verdi.

1990 yılında arkadaşları ile birlikte “ASDA- Akdeniz Sosyal Dayanışma ve Kültür Derneği’ni” ardından dernekle aynı adı taşıyan “ASDA-  Akdeniz Sosyal Dayanışma, Eğitim,  Sağlık ve Kültür Vakfını” kurdu. Çeşitli sosyal aktivitelerden başka burada verilen İngilizce, Almanca ve Arapça dil kurslarında kendisine düşen Arapça temel eğitim, dil ve gramer derslerini verdi. Vakıf adına verilecek burslara katkı amacıyla, kazancı vakfa ait olacak şekilde FM 107’den yayın yapan İmparator Radyo’yu dört arkadaşıyla satın aldı.

Vakıf gayet başarılı olmuş ve ülke dışına kadar sesini ve etkisini ulaştırmıştı. Ne var ki toplum psikolojisi ve algısı bu geniş perspektifi algılayacak, asimilasyona, yok olmaya karşı Arap ve Alevi kimliği algısıyla hareket eden bu bilgeyi toplum algılayacak durumda değildi henüz. Sindirilmiş,  kendini ifade etmekten uzak, ezilmiş bir toplumun egemen kimliğin onayına yönelik olarak davranışlarını geliştiriyor olması tutsaklığına onay veren bir psikolojinin tahakkümü altında ki bir anlayış bu bilgeyi nasıl anlayıp onunla vücut bulsun ki? Tabi bugünkü küresel dünyada durum farklılaştı… bir ön açıcı bir rehber bedel ödemişti…  Yüzlerce kez, telkin vermiş bu toplumun kendi öz örgütlenmesini gerçekleştirmesi gerektiğini ifade etmişti… Arap Alevilerin kendi kurumlarını inşa etmeleri için yaşamı boyunca mücadele etmişti.  Halkın kendi durumuna duyarlı olması ve ülkemizde Alevi toplumun hukuk ’unun tecelli etmesi için gündem belirlemek, ön yargıları yıkmak, bir toplumu anlatmak ve halkın kendi duruma duyarlı olmasını sağlamak, esaslı yaklaşımlar sunmak için mücadele etti.   Onlarca talip yetiştirdi, çevresindekilerinin ve çocuklarının akademik alanda yer alması için çaba gösterdi.

 Sağlığını yitirdi, ama yılmadı. Evinde hasta yatağından yüzlerce misafirine davasını anlattı. Arap Alevi toplumunun yeniden kimlik bilinci oluşturması için hiç yılmadan uğraştı.  “Damlaya damlaya göl olur.” düşüncesiyle direndi…  Alevi akidesi ve değerlerinin verdiği ruhla tıpkı ataları gibi sabırlı inançlı ve inatçıydı.   Ehlibeyt (A.S) öğretisinin yılmaz savaşçısı,  Türkiye’de Arap Aleviler açısından inançsal ve kültürel mücadelenin büyük temsilcisi olarak 20 Şubat 2016’da Hakkın Rahmetine kavuştu.

Şeyh Muhammed Tevfik Ramadan (Özezen), hedefleri ve hayalleri çok olan bir insandı. Henüz basılmamış olan “Ehlibeyt Sevgisi ve Biz”, “Ehlibeyt Batmayan Bir Güneştir” ve Arapça olarak “Ehlibeyt’e Göre Cenaze Namazı” kitaplarının yanı sıra onlarca projesi yaşam bulmadan Hakk’a yürüdü. Kendi adıma, onlarca kez hasta yatağında ziyaret ettiğim bu büyük şahsiyetten çok şey öğrendim ve feyz aldım… Yeri doldurulamayacak bilge Şeyh Muhammed Tevfik Ramadan’ı, aslanların tarihine ömrünü adayan bu şahsiyeti, saygı ve rahmetle anıyorum. Davasının davam olduğunu ve bu davanın tecelli etmesi için Alevi toplumunun evlatlarının, ülkemizin ve bölgemizin aydınlarının seferber olması gerektiğini buradan ifade ediyorum. 

Bu çaba: Türkiye’de yasal dönüşümle siyasetin ve Hukuk’un demokratikleşmesi getirecektir. Eşitlik ve adalet ilkelerinin tezahürü için ülkenin her alanında zihniyet dönüşümünü,  İnsan haklarının güvence altına alınması için anayasal vatandaşlık temelinde etnik ve dini grupların haklarının teminat altına alınmasını,  çok kültürlü bir ortak vatandaşlık statüsü geliştirilmesini,   ülkemizde demokratik anayasa talebi öne çıkarılarak, kimliklere saygı temelinde geliştirilecek bir politika, ülkedeki kimliklerin özgünlükleri çerçevesinde demokratik örgütlenmeyi getirecek ve Türkiye’nin siyasal dengelerindeki demokratik güç zaaflarının azalmasını sağlayacaktır.

Bu sonuçların oluşa bilmesi içinde; Alevilerin, diyalog, yeni bir örgütlenme ve kimlik çalışmalarını acilen gerçekleştirmeleri için harekete geçmelidirler. Alevilik güvence altına alınmalı ve yasal olarak tanınmalıdır. Alevi ibadet hanelerinin statüsü konusunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararı uygulanmalıdır. Bu konuda acilen belediye meclisleri eliyle karar alınmalı ve Meclisin bu konuda karar alması için zorlanmalıdır. Ülkemizde yasal statü kazanmış olan kimliksel, dinsel, mezhepsel tekçi zihniyetin aşılması için Anadolu’da yaşayan tüm farklıları kapsayacak bir konferans gerçekleştirilmelidir ve buradan çıkacak sonuç bir bildirge haline getirilerek kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Siyasal Alevilikten öte kültürel kimliksel ve inançsal Aleviliğin anlatılması, aktarılması için Ehli-Beyt propagandası yapılmalıdır.  Bu yöntem ile Türk- tarihçi- İslamcı- Türk İslam Sentezcisi akım ve kişilerin Aleviliği muğlaklaştırmasının önüne geçilebilecektir. Tanınma adaletini gerçekleşmesi için: Aleviler ne yapmalı, Aleviliği nasıl yapmalı sorunsalı Alevilerin önünde duran iki temel meseledir. Bu mesele ülke ve bölge gerçeğinde yeni bir toplum tasarısı iddiası taşımalıdır. Böylece bu coğrafyada, yaşanan tüm zulüm ve yok etmelere karşın Aleviler,  tarihin ender halklarından biri olarak karanlıklara rağmen varlığını Hüseyn’i ruhtan aldığı dirençle sürdürmüş ve bu duruş göstermiştir ki bugün her zamankinden daha çok Alevilerin kendi iradesini her yönüyle örgütlemeleri hayati olmuştur.

Son olarak,  Ğadir Hum’un onuru ve Kerbela’nın ruhu ile  bilge insan Şeyh Muhammed Tevfik Ramadan, Şeyh Zeki Kasım, Şeyh Selim Zubari, Şeyh Mahmut Reyhani,  Şeyh Ali Şerba, Şeyh Süleyman Zeyfa ve  topluma yön vermeye çalışmış onlarca mücahidi  sevgi ve rahmetle buradan anarak anıları önünde saygıyla eğilirim ..!

Benzer Gönderiler

bir yorum bırakın