SURİYE‘NİN DURUMU

Mehmet YUVA: “SURİYE’NİN RESMİ MEZHEBİ HANEFİLİKTİR”

“BEŞŞAR ESAD HERHANGİ BİR ALEVİ KİMLİĞİ TAŞIMIYOR”

 

Şam Üniversitesi öğretim üyesi Mehmet Yuva, Asi-Der’i ziyaretinde yapılan soru- yanıtlı sohbet toplantısında,  Suriye’de kışkırtılmaya çalışılan Alevi-Sünni çatışmalarının toplumsal bir temeli olmadığını belirterek,; “Diyorlar ki Suriye’de bir Alevi iktidarı var. Benim nazarımda Beşşar Esad bir Alevi anne-babadan gelmesi dışında herhangi bir Alevi kimliği taşımıyor. Suriye anayasasında Suriye’nin resmi dini İslam’dır.  Suriye’nin resmi mezhebi de Hanefi mezhebidir.” dedi.

 

“. Suriye’de Alevi toplumunun hiçbir dini bayramı kutlanmamaktadır. Suriye’de Alevi topluluğunun gazetesi, internet sitesi, televizyonu bulunmamaktadır. Suriye’de Aleviler kendi inanç değerlerini propaganda edemezler, yasaktır. Ancak tam tersine Alevilerin başka bir mezhep içinde eritilmesi söz konusudur. Suriye’nin resmi dini İslam’dır. Suriye’de bir de müftülük makamı vardır.  Okullarda, üniversitelerde, Kur’an kurslarında, çarşıda, sokakta camilerde topluma enjekte edilen İslami anlayış, yorum Hanefi mezhebine uygundur. Suriye’de bir zulümden söz edilecekse, bir dini hoşgörüsüzlükten söz edilecekse Alevilere karşı uygulanan bir hoşgörüsüzlük vardır” dedi.

Suriye’de halen 8 bin 600 cami ve yığınla Kur’an kursunun faaliyetlerini sürdürdüğünü kaydeden, Yuva, “Suriye’de halen İslami şartlara binaen 4 kadınla evlenilebiliyor. Kız öğrenciler kara çarşaflarıyla üniversiteye gidebiliyor, herkes her makama gelebiliyor” görüşünü savundu.

 

Suriye ile ilgili yayınlardan ortalığın iyice karışık olduğu görülüyor. Sizin izleniminiz nedir?

M.Yuva: Haberler gerçeği yansıtmıyor. Çoğu stüdyoda üretilmiş yalan haberler. Zaten Suriye televizyonu  yaptıkları haberlerin Suriye ile ilişkisi olmadığını kanıtladı. El Cezire televizyonu aslında CNN International televizyonuna karşı alternatif olarak kuruldu. CNN Amerika güdümlü bir basın kuruluşu olduğu için, Amerika’yla beraber hareket ettiği için, Arap ve İslam dünyasında güvenilirliğini kaybetmişti. Buna alternatif olarak Arapça konuşan ama yüreği Amerika’yla olan yeni bir basın kuruluşu oluşturuldu. Aslında iki tane oluşturuldu. Biri Suudi Arabistan’ın finansa ettiği Al-Arabia televizyonu, diğeri de Katar Emiri’nin finanse ettiği El Cezire televizyonu. CNN’in Irak’ta yaptıklarını Suriye’de Al-Arabia ve Al-Cezire televizyonları yapıyor. El Cezire günde 24 saat sadece Suriye’yi işliyor. Perşembe günlerine dikkat edin. Cuma namazından sonra yapılacak eylemlerin ismini o veriyor. Suriye’de Cuma namazından sonra hangi caminin çıkışında gösteri yapılacağını Perşembe akşamından veriyor. Nerden biliyor?

 

Suriye de çok partili rejime geçilecek mi?

 

M.Yuva: Evet geçilecek. Bu yasa kabul edildi. Farklı siyasi partiler var zaten. Suriye Baas Partisi tarafından yönetiliyor ama Baas Partisi içinde yer alan ileri cephe denen bir cephe var.  Bu cephede yedi tane parti var. Suriye Komünist Partisi, Suriye Ulusal Partisi, Suriye Nasırcılar Partisi, Suriye Sosyalist Birlik Partisi vb. yedi parti var.

 

Bu bahsettiğiniz siyasi partiler Baas partisinin içinde grup olarak mı örgütlenmiş yoksa legal olarak tabelasını asıp çalışabiliyor mu?

M.Yuva:  Tabi legal olarak tabelasını asabiliyor, kendi parti çalışmalarını yapıyor. Dernekleri var parti kuruluşları var. Baas partisi içinde örgütlenmiyorlar.  Fakat bu partiler Baas partisi gibi hareket etmektedir. Yani adam Suriye komünist partisi Marksist, Leninist bir örgütlenme işçi sınıfının proletarya diktatörlüğüne inanıyor ama adam Baas partisi gibi konuşuyor. Keşke bu partiler gerçek bir muhalefet ortaya koysalar. Onu da yapmadılar. Yapmalarına da izin verilmiyor. Yani bu zaaflıkları eksiklikleri konuşmalıyız ki dostumuzu savunabilelim.  Benim eleştirdiğim husus bağımsız siyasi parti olmalarına rağmen, iktidardan pay almalarına rağmen (mesela Suriye komünist partisinin iki tane bakanlığı var) parlamentoda yüzde üçlük parlamento grubu var. Ayrıca Suriye de daha ilginç bir şey var. İşçi sendikalarının parlamentoda yüzde 51 oranında temsilcileri olmak zorunda.

Bu temsilciler atama yoluyla mı belirleniyor, seçimle mi ?

M.Yuva: Yok.  Liste olarak, blok liste olarak giriliyor seçime. Yani nihayetinde bu sonucun olacağı belli oluyor.

 

Türkiye’nin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

M.Yuva: Ben Türkiye’nin Amerika’yla hareket etmesine karşıyım. Türkiye’nin başka ülkelerin projelerinde yer almasına karşıyım.  1998 Adana güvenlik mutabakatı imzalandı Türkiye ile Suriye arasında. Ondan sonra çok güzel gelişmeler yaşandı. İlk defa 2002 yılında Türkiye – Suriye üniversiteler arası kurulu kuruldu. Suriye’den onlarca yüksek lisans programı öğrencisini Avrupa- Amerika yerine Türkiye’ye gönderildi. Çünkü bunlar için milyonlarca dolar harcanıyor. Gitsin bunlar Türkiye’ye kazandırsınlar dedik. Suriye’de en değerli projeler Avrupalılar’a verilirken o tarihten sonra Türkiyelilere verildi. Gümrük sıfırlandı. Vizeler kalktı. Mayınlar kaldırıldı. Çok olumlu gelişmeler yaşanıyordu. Ne yaptı sana Suriye? Yani bu soru sorulmalı. Yandaş medya temsilcilerin hiç biri sormaz. Onlar da öyle. Yıllarca Beşşar Esad’ı Suriye’nin bir şansı olarak pazarladılar. Peki ne oldu? Benim gördüğüm kadarıyla Türkiye merkezli politikalar yapmıyordu.  O dönem bizim dikkatimizi bu çekerdi.  Suriye’ye gelip giden yetkililer olsun , başkaları olsun, strateji merkezleri adı altında kurulan bir sürü kurumların temsilcileri olsun İran’dan ziyade Türkiye ile haşır neşir olun diyorlardı. Suriye ile İran arasında yaşanan diyalogu, güzel ilişkiyi Türkiye ile tamamlaması öneriliyordu. Amaçları İran’la Suriye arasına girmekmiş. Bu çok geç anlaşıldı.

 

Başarılı olundu mu peki ?

M.Yuva:  Bir nebze evet. Çünkü on senedir yatırım yapıyorsunuz o bölgede. On senedir o ülkede mevcut olan farklı kişilerle haşır neşir oluyorsunuz.  Henüz olay yokken Suriye de şubat ayının yirmisinde bizim Hatay bölgesinde sınırda çadırlar kurulmaya başlandı. Henüz Suriye’de olay yoktu. Suriye’de olayların olacağını nerden biliyordunuz?  Bir başka şey daha söyleyeyim o  Angelina Jolie Birleşmiş Milletler Melek Elçisiyse(?!) Irak’a gitsin, Afganistan’a gitsin. İki milyon Irak’lı Suriye’ye göç etti. (Bizim Hatay’a 16-17 bin insan geldi, çoğu da geri gitti). Niye gelip bunları Suriye’de ziyaret etmedi?  Niye Suriye’ye teşekkür etmediniz?  Lübnan’dan bir milyon mülteci geldi Suriye’ye, küçücük bir ülke Suriye ama milyonlarca mülteci barındırmak zorunda kaldı. Biz öğrencilerimizin kaldığı yurtlarını açtık Irak’lı Lübnan’lı mültecilere. Hiç kimse gelip bu insanların hayatlarını korudunuz bu kadar mülteciye ev sahipliği yaptınız teşekkür ederiz demedi. Bunlar ikiyüzlüdür.    


İnançlar özeldir, yücedir, kutsaldır ve öylede bırakılmalıdır. Dünyanın hangi ülkesinde hangi yöneticinin eylemleri inancıyla sorgulanmıştır?

Suriye’de etnik çatışma gerçekten var mı ?

Suriye’de etnik çatışmaları körüklemek böyle bir fitne politikasını egemen kılmak kabul edilemez. Aleviler özellikle Türkiye’de ve Suriye’de hiçbir zaman için bölücü politikaların içinde yer almamışlardır. Vatanın birliği, dirliği için her zaman mücadele veren insanlardır. M0dern,  çağdaş değerleri temsil eden insanlardır.  Hoşgörüyü her zaman yaşatmışlardır ve her zaman onlar mağdur olmuşlardır. Hep onlar saldırılara maruz kalmışlardır.  Ben Mehmet Şandır beyle konuştum. Aslen Lazkiyelidir. Türkmen’dir ve Türkiye’de kurulan bayır bucak ocaklarının kurucusudur.  Siz o kadar Suriye’ye geldiniz gittiniz Suriye- Türkiye parlamenterler arası dostluk grubunun başkanısınız.  Zaman gazetesinde Aksiyon dergisinde “Suriye’de unutulan Türkler” diye yazılar yazılıyor. Bir de şunu da yazmış utanmadan “Suriye’de Türk kökenli bir vatandaş memur bile olamaz.”  Bunu yazdığı sırada Suriye Genel Kurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Hasan Türkmen yani Selçuklu Türkmenlerinin en önemli temsilcisi olan Ateş Oğullarının bir bireyi Suriye’nin Genel Kurmay ve Savunma Bakanı. Böyle bir bilgi kirliliği var.

Kaç tane muhalefet var Suriye’de?

Esas itibariyle muhalefetin başını çekenler Müslüman kardeşler. Şimdi bunlar Suriye’de en örgütlü muhalefeti yaşayan gruptu. 1979 – 1982 yılları arasında özellikle 1982’de çok kötü bir askeri yenilgiye uğratıldılar. Ülkeden yüzlercesi yurt dışına kaçtı. Sudi Arabistan’a gitti. Avrupa’ya, Amerika’ya gittiler. Türkiye’ye de çok geldiler. Bunlar o dönemde Türkiye’de eğitildiler, beslendiler, bunlara silah ve kimlik verildi. Bunları Faik BULUT “Orta Doğuda İslami Örgütler” Adlı kitabında Türkiye’nin Müslüman Kardeşler örgütüyle olan yakın ilişkisini askeri ve devlet arşivlerine dayanarak deşifre etti. Başı bu örgüt çekiyor. Bu örgütün İngiltere, Fransa ve Almanya’da ağırlıklı olarak daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde, Arap yakasında da Suudi Arabistan’da çok güçlü bir varlığı var. Bunların dışında kendilerini Liberal olarak pazarlayan gruplar var.

Suriye’yi ne bekliyor?

M.Yuva: Suriye aldığı karaları hayata geçirirse hakikaten çok daha güçlü, çok daha istikrarlı bir Suriye olacak.

Dış tehditler, baskılar bitecek mi?

M.Yuva:  Dış tehditler, dış baskılar hiç durmayacak Suriye’yle alakalı. İsrail var oldukça Lübnan ve Filistin, Fransa ve Amerika için değerli kaldıkça, Irak meselesi çözülmedikçe, İran hallolmadıkça, Suriye meselesi sıcak gündemini hep koruyacak. Suriye eskiden hep şunu yapardı, bu çok önemli bir hataydı. Ya ben İsrail’le kavgalıyım işte Lübnan da önemli sorumluluklarım var, işte Irak Amerikan işgali altında. Amerikan tehdidi var. Onun için bir şey yapamam.  Bunu bahane ederek sürekli güvenlik sektörüne yatırım yaptı. Ordu –asker-istihbarat.  Ordu – asker – istihbarat amenna da bu zamanla senin farklı taleplerini karşılamıyor. Zamanla çok daha farklı halkının talepleri var. Bunları karşılamakla mükellefsin, bunları yapmak zorundasın.

Suriye’den istenen reformlar yapılacak mı?

Şimdi Suriye’de iktidarın gündeme aldığı üç önemli reform paketi var. Baas Partisinin toplum ve devlet üzerindeki egemenliğinin sonlandırılması. Yani bu parti devletten ve toplumdan sorumlu olmayacak. Serbest seçimler içinde diğer yurtsever vatanperver ve ilerici partilerle beraber rekabet edecek seçimlerden zaferle çıkarsa iktidara öyle gelecek.

Seçime herkes girebilecek mi ?

M.Yuva: Hayır. Seçimde Müslüman kardeşler örgütü misali mezhepsel etnik kökende politika yapan hiçbir siyasi partiye yaşam hakkı tanınmayacak. Dışarıdan sermaye yardımı alan Türkiye’deki Soros benzeri grupların varlığına tahammül edemez Suriye. Ama bunlar dışında yurtsever, anti emperyalist , anti Siyonist politikaları prensip edinmiş halkın reformları , ileriye dönük halkın projeleri için çalışmak isteyen bütün siyasi partilere yaşam hakkı tanınacak izin verilecek. Bu partiler seçime girecek. Belki bu partiler arasında bir iş birliği söz konusu olabilir. Bir cepheleşme olabilir. Birkaç partinin bir araya gelerek seçime gitme olabilir. Yani parlamento bu gruplar tarafından kurulacak. Bu parlamento yeni anayasayı yapacak bu yeni anayasaya binaen devlet başkanlığı sistemi de gündeme gelecek. Devlet başkanı Beşşar Esad’ın talebi de bu. “Halk beni istiyorsa iktidarda kalırım ama bu yedi sene olmak zorunda değil beş sene olabilir, her beş senede bir seçimler yapılır. Bu bugün İran da böyle iki seçimden sonra (iki devre) cumhurbaşkanı tekrar seçilemez.” Bunu Suriye ‘de başarabilmeli .Beşşar Esad’ın da söylediği bu.

Batılı anlamda çoğulcu bir demokrasi olmayacak mı?

M.Yuva:  Müslüman Kardeşleri mi kastediyorsunuz?. Suriye’de zaten etnik ve mezhepsel çalışmalar yasak. Çünkü siz etniksel ve mezhepsel kökende cemaat ve tarikat kökünde örgütlenme yaparsanız insanları ayrıştırırsınız. Benden ve ötekisi olur. Bundan dolayı ulusal kimlikler hedef tahtasında bugün. İmparatorlukları yok ederken ulusal kimlikleri ortaya attılar.  Şimdi ulusal kimliklere vurgu yapan herkesi statikocu, faşist, ırkçı bu tür nitelendirmelerle suçluyorlar.  Milliyetçi, ırkçı ama siyaset biliminde çok kolay bir prensip vardır emperyalizm var oldukça ulusal kimlikler var olmaya mahkumdur. Emperyalizmin panzehiri ulusal kimliklerdir. Bu kadar basit. Bundan yedi sene önce bir tek Irak vardı. Şimdi yedi tane Irak var. Iraklıya kimsin diye soruyorsun ;Şii Iraklıyım diyor, Sünni Iraklıyım, Türkmen Iraklıyım, Kürt Iraklıyım, Yezidi Iraklıyım, Süryani Iraklıyım yani yedi tane Iraklı kimlik oluştu. Bir tek Irak vardı. Ama bugün Irak yok! Ve adamlar bunu 1991 den beri dillendiriyorlardı. Güneyde bir Şii, kuzeyde bir Kürt, ortada bir Sünni, sağda bir Türkmen, solda bir başka devlet olacak deniliyordu ve bu yapıldı.

Suudi Arabistan ve körfez ülkelerinde demokrasiden söz edilmezken batılıların Suriye ısrarı neden?

Çünkü Suriye’de ulusal devlet kimliğini koruyor. Suriye’de özelleştirme adı altında önemli kamu teşekküllerini, kamu kurumlarının satılması anayasal bir suçtur. Bu mümkün değildir. Yani Suriye ‘de mevcut olan anayasaya binaen Suriye’nin stratejik ve ekonomik kurumlarını yabancı sermayeye veremezsiniz.

Yabancı sermaye orada yatırım yapamaz mı?

M.Yuva: Yabancı sermayenin orada pay sahibi olması mümkündür. Yabancı sermaye bunu istemiyor. Ne istiyor ? Oradaki kurumların yüzde51’lik hisselerini satın alarak idarede söz sahibi olmak istiyor. Ama Suriye diyor ki bu ekonomik kurumlara yatırım yapmak istiyorsan hisselerini satın almak, pay sahibi olmak istiyorsan gelirsin yaparsın ama yüzde 51’lik kesim kesin devletin elindedir. İdarede de ben söz sahibi olacağım diyor. Bu da pek cazip gelmiyor yabancı sermayeye.

Benzer Gönderiler

bir yorum bırakın