OTİZMLİ BİR ÇOCUĞUN AİLESİ OLMAK

FARKLIYIZ, YA SİZ!

Deniz Özlem KARA

Aile olmanın, aile bütünlüğü sağlamının ve bu bütünlüğü korumanın zor olduğu bir dönemde otizmli bir çocuğun ailesi olmak…
Kulağa oldukça ürkütücü, çaresiz ve tırmalayıcı geliyor değil mi?
Otizmli bir çocuğun ailesi olmak elbette zor ve meşakkatlidir,; fakat otizmli çocuğu olan birçok aileye sorulduğunda, tekrar çocuk sahibi olsalar yine aynı çocuğa sahip olmak istediklerini ifade etmektedirler. Önemli olan otizmli de olsa çocuğu olduğu gibi kabul etmektir. Bu noktada unutulmamalı ki; ancak kabulleniş ile bu süreçte yol alınabilir.

Aile; yorulur, düşer, kalkar, umut eder, hayal kurar, çocuğuna dair çocuk umutlar büyütür , ama asla vazgeçmez.

Aslında anlatılmak istenen temel iki nokta, kabullenme ve vazgeçmeme! Özellikle bizim gibi toplumlarda suçlama, kabullenmeme ve vazgeçme aileyi yıpratan en önemli etkenlerdendir.Otizmli bireylerin ebeveynleri, toplumsal baskı yaşadıklarını, zaman zaman davranışlarına yansıtmaktadırlar. Bu baskıyı aşan; uzman eğitimcilerden, pedagoglardan, psikologlardan profesyonel yardım alarak davranışlarını değiştirip hayatlarını değiştiren aileler de mevcuttur. Böyle aileler; otizmli olmayı kabullenip, tavsiye edilenleri yaşam tarzlarına yediren, umutlu, bilinçli, azimli ailelerdendir.

Biz uzmanlar için çocuklar kadar aileler de önemlidir. Ailelerin ihtiyaçlarına kulak vererek onları doğru yönlendirmek en önemli amacımız haline gelmiştir. Yani karşılıklı görüşmeler, aile ziyaretleri, aileyi düşük motivasyondan kurtarmak ve gerektiği yerde, gerektiği şekilde uzmana yönlendirmek görevimizdir.

Aileler şunu asla unutmamalılar ki;
Çocuğunuz için kaygılanmak elbette doğaldır; fakat bu kaygı düzeyinin kontrolsüz olması fark etme, tanılama ve çocuğunuzun eğitim süreçlerine olumsuz yansıyacaktır.
Tanılama süreci ile kararan dünyanızı en kısa sürede aydınlatmak sizin elinizdedir.

Çocuğunuza ve kendinize engel durumunuzu, otizmli olduğunuzu sürekli olumsuz yönde hatırlatmak bu karanlık süreci daha da uzatacaktır.
Çocuğunuzu kabullenin derken tam olarak şu anlatılmak istenmiştir:
Çocuğunuzun tıpkı akranları gibi olduğunu düşünmeli, gecikmiş olduğu alanları doğru uzmanlara danışarak desteklemeli, kucaklamalı, öpmeli, gerektiğinde kızmalı, yapabildiklerine odaklanmalı, yapabileceklerine fırsat yaratmalı ve bu anlamda sabırlı olmalısınız. Tüm bunları birer merdiven basamağı olarak düşünün. Bunları ebeveyn olarak yapıp bu karanlık süreci daha aydınlık basamaklara çıkarmak sizin elinizdedir.

“Yorulacağız ama yılmayacağız!” düşüncesi sizi beslemelidir. Bir bakmışsınız ki tatlı yorgunluklar; çocuğunuzun gülüşü, söyleyebildiği bir kelime, attığı bir adıma dönüşür. İşte o an farkımızın farkında olup “ Biz farklıyız, ya siz!” dediğiniz noktaya ulaşacaksınız.

Benzer Gönderiler

bir yorum bırakın