ÇOCUK İSTİSMARI VE İHMALİ

Derleyen: Murat KUDRET

Özel Eğitim Uzmanı

 

Toplumlar arasında sosyo-kültürel farklılıklar olması ve çeşitli disiplinlerce incelenmesi nedeniyle istismar ve ihmalin evrensel bir tanımını yapmak pek mümkün olmamakla birlikte istismar; 0-18 yaş grubundaki çocuğun kendisine bakmakla yükümlü kişi veya kişiler tarafından zarar verici olan, kaza dışı ve önlenebilir bir davranışa maruz kalması olarak tanımlanmıştır. Çocuğun fiziksel, sosyal ve psikolojik gelişimini etkilemesi risk altına sokması istismar olgusunun bir özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gerekli temel ihtiyaçları karşılanmayan, cinsel bakımdan kullanılan, dövülen, karanlık odalara kilitlenen çocukların sayısı oldukça fazladır. Bu davranışların yanı sıra ebeveynin çocuğu dikkate almaması, gerekli özeni göstermemesi gibi pasif davranışları da çocuğa zarar verici olabilmektedir.

Çocuk istismarı dört temel grupta incelenmektedir. Bunlar:

1-     Fiziksel istismar

2-     Cinsel istismar

3-     Duygusal istismar

4-     İhmal

olarak sınıflanmıştır.

 

Fiziksel İstismar: Çocuğun kaza haricinde yaralanması ve örselenmesi söz konusudur. En yaygın rastlanılan ve belirlenmesi en kolay istismar tipidir. Bir tokattan çeşitli objelerin kullanımına uzanan cezalandırma yöntemlerini kapsar.

 

Cinsel İstismar: Kız ya da erkek çocuğun yetişkin tarafından cinsel tatmin amacıyla doyum aracı olarak kullanılması, fuhuş ve pornografiye yöneltilmesidir.

 

Duygusal İstismar: Tanımlanması en zor ancak en sık rastlanan istismar türüdür. Psikolojik gelişmenin duraklamasına neden olacak sözel istismarı veya aşırı emirleri kapsayan, çocuğun kimliğini zedeleyen ve bozuk davranışları ortaya çıkaran tavırları içerir. Duygusal istismar diğer tüm kötü muamele biçimlerini şemsiye gibi altına toplayan bir olgudur.

Duygusal istismara neden olan davranışlar:

Reddetme,

Aşağılama,

Yalnız bırakma, yalıtma, ayırma,

Korkutma, yıldırma, tehdit etme,

Suça yöneltme,

Duygusal bakımdan ihtiyaçlarını karşılamama

 

İhmal: Çocuktan sorumlu kişilerin çocuğa karşı en temel yükümlülüklerini yerine getirmemesidir. Beslenme, giyim, tıbbi gereksinimler duygusal ihtiyaçlar ve yaşam koşulları için gerekli ilgiyi göstermeme şeklinde tanımlanmaktadır.

 

AİLE VE ÇOCUK İSTİSMARI

Sosyal uyum ile ilgili çalışmalar, ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu göstermiştir. Evlerinde yakın bir ilgiyle demokrasinin birleştiğini gören çocuklar, özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde daha etkin, daha girişken, yaratıcı fikirler ileri sürebilen, fikirlerini serbestçe söyleme eğiliminde görülen çocuklar olmaktadırlar. Buna karşılık daha sert bir denetim altında tutulan ya da eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklarda ise, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorluğa uğramaktadırlar.

Anne-babalar, çocuklarının bağımsızlık uğruna giriştikleri çabaları destekledikleri ve zor durumlarda onlara yardımcı oldukları takdirde, çocuklarda bağımsızlık duygusunun kolayca geliştiği görülür. Hor gören, cezalandıran ya da hem sevip hem de soğuk davranan anne ve babaların çocukları bağımlı bir kişilik yapısına sahip olmaktadırlar.

Dengeli, duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında yeterli güven, sevgi içinde büyüyen çocuklar gelişimleri için gerekli deneyimleri edinebilirler.

Her anne-babanın bilerek ya da bilmeyerek çocuklarına karşı tutumları değişik olabilmektedir. Bazı çocuklar daha çok sevilmekte, bazılarına baskı yapılmakta, bazıları istenmeyen çocuk olarak görülmekte, bazılarına ise daha çok hoşgörü gösterilmektedir. Bütün bu tutumlar, çocuğun hem kişiliğinin, hem de sosyal gelişiminin değişik biçimler kazanmasına yol açabilmektedir.

 

Çocuğunu İstismar ve İhmal Eden Anne-Baba Özellikleri

Çocuk istismarı ve ihmalinde anne-babanın çocuk bakımı ve yetiştirme konusunda yeterince bilgi sahibi olmamaları ve bu sorumluluğu yerine getiremeyecek kadar genç olmaları üzerinde durulmaktadır. Ayrıca eğitim düzeyi düşük anne-babaların çocuklarını daha fazla istismar ve ihmal ettikleri görülmektedir.

İstismar ve ihmal edilen çocukların anne-babalarının benlik saygıları düşüktür. Bu anne-babalar kendilerini değersiz ve sevilmeyen kişiler olarak görürler. Çocuk sahibi olmalarının sebebi kendilerini sevecek bir kişinin olması isteği olabilir. Çocuk, anne-babanın bu beklentilerine cevap vermediği zaman, anne-babalar hayal kırıklığına uğrarlar. Bunun sonucunda da çocuklarını ihmal ve istismar etmeleri mümkün olabilir.

Anne-babanın geçmişlerinde istismar deneyiminin olması çocuğun istismar ve ihmalinde rol oynayabilir. Sosyal öğrenme kuramı çerçevesinde ihmal ve istismar davranışını öğrenen kişilerin, anne-baba oldukları zaman bu davranışları çocuklarına göstermeleri mümkündür.

Ailenin içinde bulunduğu stresli yaşam koşulları da çocuğun istismar ve ihmaline yol açan etmenler arasında sıralanabilir. Aile içindeki geçimsizlik, ayrılık, ölüm, hastalık, işsizlik ve maddi sıkıntılar gibi stresli yaşantıların anne-babaların çocuklarına kötü muamele etmelerine yol açabilmektedir.

Evlilikle ilgili sorunlar, eşlerin yoğun tartışmaları, kavgaları çocuk istismarına yol açan diğer bir etmen olarak sayılabilir. Eşi tarafından dövülen bir kadın içindeki kızgınlık duygusunu çocuğa aktararak çocuğu dövebilir.

Bunların dışında ailenin içinde yaşadığı sosyal çevre, ailedeki çocuk sayısının fazlalığı, anne-babanın içki kullanması gibi faktörler de çocuğun istismarına yol açan etmenler arasında sayılabilir.

İstismar ve İhmal Edilen Çocuğun Özellikleri

Araştırmalar prematüre, güç doğan, hasta ve engelli olan çocukların istismar edilme oranlarının daha yüksek olduğunu göstermektedir. Bu çocuklar aşırı duyarlıdırlar ayrıca titiz bir bakım gerektirirler bu yüzden zor çocuklardır. Davranışlarını annenin beklentilerine uygun bir şekilde kontrol edemezler böylelikle kolayca istismar edilirler.

Çocuğun olumlu ve olumsuz davranışlarının anne tepkilerinde önemli bir rolü vardır. Her konuda olumsuz davranan, ağlayan, dostluğu reddedici özellikteki çocuklar, kendilerini aşırı hareketlilik, karşı koyma, aşırı duyarlılık, uyumsuzluk ve düzensizlik, yeniliklere adapte olmada güçlük ve önceden kestirilemeyen davranışlarda bulunma şeklinde ortaya koyar. Soğuk, ilişki kuramayan, uzak, aşırı hareketli, aşırı bağımlı özellik taşıyan çocuklar daha fazla istismar edilirler

Çocuğuma nasıl davranmalıyım

  • Çocuğu olduğu gibi kabul edin.
  • Çocuğunuzu suçlamayın.
  • Çocuğunuzdan utanç duymayın.
  • Çocuğunuzu aşırı derecede korumayın.
  • Çocuğunuzu ihmal etmeyin.
  • Çocuğunuzu çok şeyler yapmaya zorlamayın.
  • Çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamayın.
  • Çocuğunuza onu daima sevdiğinizi hissettirin.
  • İlgili ve sevecen davranın.
  • Onu bağımsız, kendi kendine yeter, ileride yalnız kaldığında temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek duruma getirin.
  • Çocuğunuza kızıp bağırmayın.
  • Onu aşağılayıcı, tehdit edici, küçük düşürücü sözler söylemeyin.
  • Onun güvenini sarsıcı sözler söylemeyin.
  • Ondan beklediğiniz davranışları onun anlayacağı bir dille açıklayın.
  • Çocuğunuzun kaygılarını, sıkıntılarını ve isteklerini dinleyin.
  • Onda korku, kaygı yaratacak telkinlerde bulunmayın ve onu korkutmayın.
  • Onu kendine güvenmeye alıştırın.
  • Olumlu ödüller(aferin, çok güzel vb.) verin.
  • Yaptığı her olumlu davranışı hemen takdir edin.
  • Hiçbir olumsuz, cesaret kırıcı tepkide bulunmayın.
  • Çocuğunuz inatlaşıyorsa inatlaştığı anda dikkatini başka konuya çekin.
  • İnatlaştığı zaman siz de onunla inatlaşmayın.
  • İnatlaştığı zaman istediği şeyi o anda değil de sakinleşince yapın.
  • Çocuğunuz saldırgan davranışlarda bulunuyorsa, saldırganlığın beğenilmeyen bir davranış olduğunu ona gösterin.
  • Saldırganlıkta ona örnek olmayın.
  • Saldırgan olduğu anda isteklerini yerine getirmeyin.
  • Saldırganlık anında öfkesini boşaltacağı işler verin.
  • Dayakla cezalandırmayın.
  • Onu olumlu işlere, etkinliklere yöneltin.
  • Olumlu örnekler seçin, kötü örnekler göstermeyin.
  • Ona yapabileceği basit sorumluluklar verin.
  • Öğreteceğiniz işleri küçük parçalara ayırarak öğretin.
  • Öğrendiklerini sık sık tekrarlatın.
  • Çocuğunuzda konuşma bozukluğu varsa onu bol bol konuşturun.
  • Sözcükleri düzgün söylediğinde onu ödüllendirin.
  • Onunla daima açık ve net konuşun.

 

Benzer Gönderiler

bir yorum bırakın