AYNANIN SÖYLEDİKLERİ ( İYİLEŞMEYEN YARA )

Dr. Şerif Kurtuluş

Size mahalle kahvesinde konuşulan – tartışılan bir konuyu aktarmaya çalışacağım. Hem de konuşulanları hiç değiştirmeden… Konu yolsuzluk üzerine idi. Kimse birbirinin sözünü kesmeden, konuyu derinlemesine konuştular. Konuşulanlara bazen onaylar gibi kafa sallandı, bazen tebessüm edildi. Bazen de çaresiz bir yüz ifadesiyle konuşuldu. Ama gelecek nesiller denildiği anda herkesin gözü parıldıyordu.

Yolsuzluk kelimesinin sözlük anlamı; bir görevi, bir yetkiyi kötüye kullanma olarak tanımlanabilir. Sosyal toplum içerisinde yolsuzluk aynı anlamda olmakla birlikte farklı yansımalarla karşımıza çıkar. Birkaç örnek vermek gerekirse rüşvet verme, adam kayırma, var olan yükümlülük ve/veya hukuki sınırlamalar dışına çıkma, daha önemlisi hukuka aykırı olmayan ancak kamu yararına aykırı olan kaynak kullanımı gibi….

Burada, daha çok toplum içinde olan, siyasal süreçte şekillenen ve kamusal alanda yapılan bir yozlaşmayı özetlemektedir. Bu yozlaşmanın aktörleri; politikacılar, bürokratlar, çıkar ve baskı grupları olarak karşımız çıkmaktadır. Bu yozlaşmanın zaman içinde toplumda yaygınlaşması veya görmezlikten gelinmesi, hırsızlığı meşru kılmaktadır.

Yolsuzluk ile alakalı saygın bir kurumdan bahsetmek isterim. Tİ (Transparency International – Uluslararası Saydamlık Örgütü). Bu örgüt; Mayıs 1993 tarihinde kurulmuş. Merkezi Almanya’nın Berlin kentinde, yegâne amacı yolsuzluklarla mücadele olan ilk ve tek uluslararası sivil toplum kuruluşudur. Bu örgüt 1995’ten beri her yıl Yolsuzluk Algılama Endeksi (CPİ) olarak anılan bir rapor yayınlamaktadır. Bu rapor hazırlanırken 10 bağımsız kurumdan elde edilen 13 orjinal kaynak verisini esas almaktadır. Her yıl benzer kaynaklardan rapor hazırlandığı için yıllar itibariyle kıyaslamaya imkân tanımaktadır. Ülkelerin aldığı yolsuzluk puanı 0 ile 10 arasında değişmektedir. 0 puan yolsuzluğun en yüksek, 10 puan ise yolsuzluğun en düşük olduğunu göstermektedir. Ülkemizin yolsuzluk karnesine bakılırsa son 15 yılda 10 üzerinden 3.1 ile 4.4 arasında değişen bir puanımız olmuş. 179 ülke arasında bazen 77 ‘nci, bazen de 54’cü olmuşuz. Aynı grupta Namibya, Brezilya, Gana, Kuveyt gibi ülkeler bize eşdeğer görülmüş.

Dünyada ekonomik büyüklük sıralamasında 17. sırada olan ülkemiz, temiz toplum sıralamasında 54. sırada yer bulabilmiştir. Ülkemizde ekonomik kalkınma ile etik gelişme paralel yürümemiştir veya yürütülmemektedir.

Yapılan kamuoyu yoklamalarında ve bazı kurumların hazırladığı raporlarda “yolsuzluk” denilince az bir vatandaş kitlesinin ilk aklına gelen doğrudan doğruya devlet kurumları, yasama – yürütme organları ve bürokrasi olduğu görülmüştür. Hatta daha ilginç olan; vatandaşların çoğunun, kamu kuruluşunca haksızlığa uğraması durumunda, hak arayarak sonuç alabileceklerini hiç düşünmemektedir. Bu da gelinen noktayı özetlemektedir.

Yolsuzluk öncelikle toplumsal kirlenme ile başlar. Daha sonra kamu görevlilerinin ve kamu yönetiminin kirlenmesi ile sonuçlanır. Temiz toplum sıralamasında hep geride kalmamız ve son 15 yıldır iyileştirme olmaması aynayla yüzleşmemize gereksinim kılar. Aynaya bakıldığında yolsuzluk sadece iktidara, bir kuruma, bir partiye, bir örgüte, bir gruba mal edilemez. Dikkat edilirse farklı partilerin iktidar olduğu dönemlerde, hatta aynı parti iktidarında farklı dönemlerin yolsuzluk algılama endeksindeki aldığı not Gana, Namibya gibi ülke puanları kadardır. Akla gelebilecek her sektörde yolsuzluk olabilir. Yolsuzlukta gelinen nokta; “küçük iş”ile uğraşan iğne deliği kadar, “büyük iş” ile uğraşan uzaydaki kara delik kadar yutmaktadır.

Yolsuzluk toplumda ağır hasarlara neden olmaktadır. Özellikle kişinin yaşadığı ülkeye olan güveni azaltmakta, kendini üvey hissetmesine neden olmaktadır. Güvensizlik beraberinde tüm alanlarda kuralların çiğnenmesi davranışını getirebilmektedir. Bu da toplumun ahlaki normlarını ve değerlerini çöküntüye uğradığı gerçeğidir.

Yolsuzluk ve yozlaşma karşısında toplumda bir farkındalık olduğu ve pasif bir direniş gösterdiği dikkat çekmektedir. Çamura bulaşmamak, uzak kalmak adına pasif kalınmaktadır. Aktif tepki, gelecek nesiller ile oluşabilir. Kıpırdanmalar gözlense de henüz yeterli düzeyde değildir. Bilinçli, nitelikli ve temiz bir toplum olması, kamuya ait saydam bir yaklaşımı da beraberinde getirecektir. Temiz toplum için eğitimin önemi tartışılmaz bir gerçektir.

Farabi 9. yy’da yaşamış bir filozoftur. “Erdemli Şehir” adlı eserinde etik yönetimden bahsetmiştir. Siyaset, yargı, yönetim ve toplumun, kararlılığı ve nitelikli işbirliği ile Erdemli Şehir yaratılabilir vurgusu yapmıştır. 2011’e girdiğimiz bu günlerde kamu yönetiminde tutumlu, verimli, etkin ve etik olmamız gerekli ve yeterlidir.

Konuyla ilgili tespitlerin mahalle kahvesinde konuşulduğu çok inandırıcı olmasa da, yolsuzluk en aza inecek, hak eden hak ettiğini alacak demek bir o kadar inandırıcı olacaktır. Ama biz umutlu olmalıyız. Ne de olsa umut fakirin ekmek kapısıdır. Gelecek nesiller için daha temiz bir topluma doğru…

Yazımı Cumhuriyetimizin kurucusu yüce Atatürk’ün özlü sözü ile bitirmek istiyorum.

“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar, önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonrada istiklal ve istikballerini kaybederler.”

MustafaKemal Atatürk

Saygılarımla…

Benzer Gönderiler

bir yorum bırakın