Babamın yaşadığı ‘bir asırlık’ kısa hikayenin tam ortasındayım…

Yılmaz Gezgin – 

Sobada yanan odun parçacıklarının çıkardığı gizemli tıkırtı sesleri ile gaz lambasının titreyen alevine, yer sofrasındaki kalabalık kaşık seslerinin eşlik ettiği, iki göz odada, “savaş kalıntılarından kalan” fukara kaderini değiştirme kavgası vererek büyüyen “potansiyel ırgat” çok kalabalık ailelerde yetişen bir nesil‟in neferleriyiz…

Çam kozalaklarından, kırık kiremit parçalarından muhteşem oyunlar icat eden, uzun bir sopa iki portakaldan yarış arabaları, soğan kabuğuyla kaynattığımız renkli yumurtalarla festivaller düzenleyen, sokakların hakkını sonuna kadar veren bir çocukluğumuz vardı bizim… bizden; on beş sene büyük abi ablalarımıza göre “daha iyi şartlarda büyüdünüz” der dururlardı bize… dolayısıyla şanslı addedilen bir Nesil’in temsilcileriyiz tabi!!!

Okul ile tamirci dükkanı arasındaki boş zamanlarında, tandır ekmeğine sürülmüş salçayla kendine ziyafet çekme şansı yakalayan bizler, anne babalarımızdan duyduğumuz Arapça Ataba‟lerle büyüdük çok şükür.

Bir tarafta, hiç konuşmadan, hatta birbirlerini hiç görmeden anlamaya çalışan, hiç Arapça bilmeyen öğretmenlerimiz ile hiç Türkçe bilmeyen annelerimiz ve bir tarafta “eti benim kemiği senin” diye anlaşan ustam ile babam…

Bizim nesil; bereketli Çukurova topraklarının, mübarek, kavurucu sıcakları altında, boyundan büyük çapalarla “yevmiye yevmiye” dans ederek öğrendi hayatı…

Geceleri, sulama kanallarının yamacına kurulan çadırlarda, fitilli gaz lambaları altında ders çalışıp üniversiteye hazırlanan, Anne Babasının daha iyi şartlarda yaşaması ve bulunduğu sosyo-ekonomik durumunu değiştirmek adına durmadan çalışan, ailesine ulvi duygularla bağlı, büyüklerine her daim fedakarlık eden, vefakar bir nesil… büyüklerimizden küçülen kısa pantolonlara, „taze dut çubuğu kabuğundan kemer yapıp giyen, minimum tüketimle maksimum üreten, yaratıcı bir nesil…

Annelerimizi Babalarımızı saygı ile anıyoruz…

Bu gün; Tanrı’nın, dünyadaki en büyük temsilcisi olarak kabul ettiğim Annemin, beni doğurduğu yaştayım…

Bu gün; çocuklarımıza gelecek sağlamak adına sosyo ekonomik kavganın yine tam ortasındayız!! Dinlediği müziğe, konuştuğu dile” yabancı kaldığımız çocuklarımıza, her köşesi sıcak evlerde ayrı ayrı odalar, bilgisayar, telefonlar, hatta özel okullar ve öz güveni yüksek ortamlar sağlamak adına bütün enerjisini harcamakla mükellef, bir nesil… çocuklarımıza sevgilerimizi yolluyoruz!

Sahi bizim Nesil‟in adı nedir!!??

Benzer Gönderiler

bir yorum bırakın